
SONBAHAR
KADIN & SANAT
PORTRE ÇİZİM SANATÇISI
ESMA İKBAL GÜLER

Bazen bir yaprağın yere düşüşüyle başlar ilham.
Havada hafif bir serinlik... Pencereden içeri sızan rüzgâr, saç tellerini hafifçe savururken insanın içine dokunan bir sessizlik bırakır ardında. Sonbahar, bazen bir mevsimden çok daha fazlasıdır. Bir içe dönüş, bir derinliktir. Tam da bu mevsimde, kadın ve sanat birbirine daha çok benzer.
Kadın, hayatın her anında üretendir. İçinde taşıdığı sezgisiyle, duygusuyla, detaylara olan dikkatli bakışıyla, çoğu zaman görünmeyeni görebilendir. Tıpkı sonbahar gibi; herkes yaprakların düştüğünü zannederken, o toprakta yeşerecek yeni hikâyeleri sezendir.
Ben bir portre çizim sanatçıyım. Ellerimle değil, kalbimle çizerim. Kuru boya kalemlerim, her sonbaharda biraz daha ağırlaşır elimde. Sanki her renkte biraz özlem, biraz sükûnet vardır. Portrelerimin gözleri daha derin bakar, dudaklar biraz daha susar, hikâyeleri biraz daha derindir. Çünkü sonbahar, her yaşanmışlığın altına bir anlam gizler.
Sanat, kadın için sadece üretmek değildir; bazen iyileşmek, bazen direnmek, bazen yeniden doğmaktır. Özellikle sonbaharda… Çünkü yazın gürültüsünden sonra gelen bu mevsim, sessizliğin dilini konuşur. Kadın da o dili çok iyi bilir. İç sesini dinler, geçmişini düşünür, hayallerini tartar. Sonrasında ise bir resim doğar, bir şiir yazılır, bir nota düşer kâğıda… Belki de en güzel sanat eserleri tam da böyle zamanlarda ortaya çıkar.
Portre çizimle uğraşan bir kadın olarak biliyorum ki, ilham her zaman gökyüzünden inmez. Bazen bir kahve buğusundan, bazen tozlu bir kitap sayfasından, bazen de içimizin tam ortasından yükselir. Sonbahar, işte bu iç sesin en çok duyulduğu mevsimdir.
Kadın… Her sonbaharda biraz daha kendine yaklaşır. Kendi rengine, kendi şekline, kendi ritmine... O yüzden diyorum ki, sonbahar kadın gibidir. İncedir, derindir, dönüşümle barışıktır. Ve kadın, sanatla buluştuğunda… Her çizdiği yüz, aslında biraz kendisidir.
Her sonbahar yaprağı gibi biz de düşer, değişir ve yeniden başlarız. Kadın ile sanat da bu döngünün en zarif dansını yapar. Kendi içindeki o sessiz dönüşümü fark ettiğinde, yarattığı her eserde yaşamın en gerçek halini bulacaktır. Çünkü en güzel sanat, kalpten doğandır.
Ve bil ki güzel kadın, her düşen yaprak bir son değil, yeni bir başlangıcın sessiz çıtırtısıdır. Kadın, sanat ve sonbahar; üçü de yıkılır, döner, kırılır. Ama asla pes etmez!
İçindeki o sonsuz gücü hisset ve yaratmaktan korkma! Çünkü yıkımın içinde saklıdır; en büyük diriliş, en derin güzellik.
Sonbaharın ruhuyla, kendine ve sanatına kucak dolusu sevgiyle dokun...